3 Haziran 2017 Cumartesi

anne baba eğitimi dersine ilişkin yansıtmam-13

Ve son haftaya geldik. Maceralarla ve bilgilerle dolu 15 haftayı geride bıraktık. Çok şey paylaştık ve öğrendik sınıfça. Arkaya baktığımda ilk haftalara yani farklı bir dersin verdiği endişe, yerine getirilmesi gereken görevlerin olması beni biraz ürkütmüştü. Haftalar ilerledikçe dersin işlenişi de verilen görevler de yeni bir kapıyı araladı. Merak.. Bir ders nasıl işlenilir sorusundan tutun da bir anne baba olarak çocuktan neler bekleyebilirime kadar. Öğretmen olarak, bir anne baba olarak ve çocuk olarak ne beklerdim sorularını sordum hep. Ve tabii ben neler yapabilirim? Kısaca ben baya sorguladım bu derste. Bu sorgulamalar devam edecek tabii. Gelelim bu haftaya. Farklı kültürlerden gelen ailelerin aile katılımı ile ilgili konuştuk. Kendi kültürümüzü, neyi neden yaptığımızı ve kendimizi sorgulamam gerektiğini anladım. Aslında ben bunları yaklaşık 3-4 senedir sorguluyorum. Yetiştiğim yerin bu konuda büyük avantajı olduğunu düşünüyorum. Ben Hatay'da büyüdüm hani medeniyetler beşiği olan şehir. Farklı kültürleri, inanışları tanıdım ve onun içinde büyüdüm. Bu farklılıklar bana çok şey kattı. Kendi kültürümden bir insana güvenemedim bazen farklı kültürdeki kişi en yakın arkadaşım, sırdaşım oldu. İnsanları sadece insan olarak kabul etmeyi öğrendim dini, kültürü, inanışı ne olursa olsun. Farklı kültürler, insanlar, yerler, adetler görünce insan kendini ve içinde bulunduğu kültürü sorguluyor. Ve bu konuda bizimkileri biraz zorlamış olabilirim. Mesela; düğün gecesi gelin evine girmeden önce çanak kırar, hamur yapıştırılır kapıya. Bunun ne anlama geldiğini sordum önce tabii. Çanak uğursuzluk, göz anlamına geliyormuş ve gelin evine girmeden önce bu nazarı kırmış oluyor. Anneme neden çanak dedim, bardak tabak değil mesela. Bunun açıklaması yok. Hamur da gelin, evine sadık kalsın diye yapıştırılırmış. Büyük teyzeme sordum bunu da. Biz böyle öğrendik, gördük dedi. Çoğu adetin neden yapıldığını bilmediklerini gördüm ve sadece yapmış olmak için yapıyoruz. Ve aslında biz kimiz, ne istiyoruz, neden yapıyoruz? Bu yaz da bol bol sorgulayacağım bakalım. Özel eğitimli ve uyum problemi olan çocukların ailelerini aile katılımı sürecine nasıl dahil edebiliriz konusunda konuştuk. Özel eğitim dersini aldık ve öğretmen olarak çocuğa ve ailesine nasıl yaklaşmam gerektiğini biliyorum. Uyum sorunu ilk haftalar yani benim korktuğum en büyük konulardan biriydi. Herkes de bu korkumu tetikliyordu doğrusu. Klasik cümle 'Anneleri bırakacak, çocuklar ağlayacak, susturamayacaksın, başını şişirecekler.' En az 20 farklı kişiden duymuşumdur. Aile eğitiminde anne de bu soruyu sordu. Çocuğumu okula bırakacağım, ağlar. Ben de uyum haftasından bahsettim ona. Çocuk ve anneyle beraber etkinlik yapılacağını, direk çocuğu okula bırakıp gitmeyeceklerini anlattım. Anlatırken fark ettim ki ben plan yaparsam ve uygularsam çoğu aileyi ve çocuğu da bu korkudan uzaklaştırmış olurum. Toparlamak gerekirse; en çok sorgulamayı ve planlı hareket etmem gerektiğini öğrendim bu derste. Öğretmen olacak bana ,anne olacak bana ve şimdiki Ayşe Kavlak'a çok şey kattınız. Her şey için çok teşekkürler :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder